28 Mayıs 2015 Perşembe

Beyoğlu



Önünüzde upuzun bir gün, dışarıda sıcacık bir hava, Beyoğlu'nda görülmesi gereken sergiler ve Karaköy'de oturulması gereken cafeler varsa çantanızı alıp evden hemen çıkmanızın vakti gelmiş demektir. Bazen mutlu bir günün yolu bir ressamın çizgisinden, bir fotoğrafçının portresinden ve birkaç sanatçının kendini ifade etme biçiminden geçiyor.



Pera Müzesi - Grayson Perry / Küçük Farklılıklar


The Walthamstow

13 Mayıs - 26 Temmuz 2015 tarihleri arasında gerçekleşen Grayson Perry'nin Küçük Farklılıklar Sergisi, sanatçının insanların yaşama biçimlerine olan ilgisinden ortaya çıkmış. Eserlerinde, çocukluğuna ve yaşamına göndermelerde bulunurken, modern dertler, siyaset, sınıf, kimlik, din, seks ve siyaset gibi sosyal konular üzerinde çağdaş İngiliz toplumunu hakkındaki gözlemlerini yansıtıyor.


The Annunciation of the Virgin Deal


The Agony in the Car Park


Küçük Farklılıklar Sergisi'nde en çok, Walthamstow Halısı'ndan etkilendim. Walthamstow, sanatçının atölyesinin yer aldığı Londra'nın kuzeydoğusundaki emekçi yerleşim bölgesidir. Grayson Perry, o bölgede çalışırken çevresindeki insanların giderek artan biçimde alışveriş gibi ticari faaliyetlerle ilgilendiğini gözlemler. Bu eserde, bir kişinin hayat sürecinde gitgide daha çok markalı mallar almaya maruz kalması ve bunun için baskıya maruz kalan hayat döngüsünü anlatır. Eserde birçok markanın adı yer almaktadır ancak logoları yoktur, bunun sebebi eserdeki kişinin hayat yolculuğuna zarif şekilde dokunuşta bulunmaları. 


Cecil Beaton - Portreler



Pera Müzesi'nde 13 Mayıs - 26 Temmuz 2015 tarihleri arasında gerçekleşecek olan başka bir sergi ise 20.yüzyılın en önemli fotoğrafçılarından olan Cecil Beaton'un Portreler Sergisi. 1927-1956 yılları arasında Vogue Dergisi'nin kapaklarını oluşturan Beaton'ın 1920'lerden 70'lere kadar fotoğrafladığı sanatçılar, film yıldızları, yazarlar ve kraliyet portrelerinden oluşuyor bu mükemmel sergi. 



Arter - Spaceliner



Monika Grzymala, Poyraz-Lodos


Etek: Zara
Bluz: Batik
Çanta: Zara
Ayakkabı: Hotiç

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Karaköy



Taşınmalar, ayrılıklar, yurt dışına gidişler ve yeni yapılanmalar. 
Değişim, zaman zaman en gerekli olan olsa da hep düşündürüyor ve buruk bir parça bırakıyor. Ne zaman taşınmak gerekse ve bir evden ayrılık zamanı gelse gözlerim arkada kalır, o kapı kapanacaktır ve anılarla dolu sokak/apartman/oda sadece aklımızda ve hatıralarımızda kalacaktır ancak o dört duvar başka hikayeler için orada yer almaya devam edecek ve yeni hikayeleri ağırlayacaktır bir misafir gibi. Karaköy'de de yeni yerlerin oluşumuyla anı dolu binalar, yepyeni hikayeler için yüz değiştiriyor.

 İstanbul'un ilk liman ve ticaret merkezi olan ve bundan üç sene önce sadece iş yerlerinin olduğu Karaköy'de gün geçtikçe tatlılık sınırını zorlayan cafelerin sayısı artarak cafe merkezi haline geliyor. Karaköy'ün en sevdiğim özelliği aynı daracık sokaklarında kiliseler ve camilerin iç içe geçmiş hali gibi sokaklarının asıl sahibi olan esnaf ve her geçen gün sayısı artan cafelerin, eski ve yeni karması. Tadilat sesi ve engellenemeyen kalabalığı ise popüler kültürün kazandırdığı kaçınılmaz sonuçları.


Oopps!





Kimono: Terkos Pasajı
Çanta: Accessorize
Pantolon: H&M
Kemer: H&M
Babet: Zara
Bluz: Zara

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Don't bother me, I'm dreaming




Bir sabah uyandığınızda, gün içinde, trafiğin ortasında ya da tüm gün geride kalıp upuzun yeni bir gün için gözlerinizi kapatmadan önce gerçekten ne istediğinizi düşünün. 
Bu aralar çevremde koşuşturan insanlara baktığımda aklıma durmadan aynı sorular geliyor;
'Hayalindeki kişi acaba yanındaki kişi mi?' ve 'Koşarak gittiği ve yorgun döndüğü işi kendisini tanımlıyor mu?'

Mutluluk bulunan bir şey değil, önce oluşturmak gerekir sonra büyütmek, sahip çıkmak ve asla bırakmamak. Aynı dışarıdan incecik gibi gözüken ama asla kırılmayan deniz kabukları gibi.


Uğrunda savaşıp asla vazgeçmeyeceğiniz en derinden gelen hayalleriniz olsun. 
Gerçekten istiyorsanız, elde etmek için elinizden gelen her şeyi yapın, seviyorsanız dillere destan sevin, vazgeçiyorsanız bir daha asla arkanıza bile bakmayın.
 İşin özü ne yapıyorsanız tam yapın.

Bazı insanların hayat tarzı 'olsa da olur olmasa da olur'dur. 
O insanları sonbahar yapraklarına benzetirim, 
rüzgardır onlara yön veren, en güçlü esinti ne taraftan gelirse o tarafa giderler. 
O insanlardan olmayın. 
Gözünüzü kapatın, hayal edin, dua edin, isteyin ve elde edin. 
Hayatınızda da böyle insanlara yer verin. 






Kolye: Van Cleef & Arpels
Ayakkabılar: Nike
Pantolon: H&M
Tişört: Zara

4 Mayıs 2015 Pazartesi

May


Güneşin en sıcak haline, benim de en sevdiğim ayın gelmesine sadece bir aycık kalmışken, 
Mayıs ayı herkese şans getirerek yepyeni kapılar açsın, 
her yeni kapının ardında fırsatlar bizi bekliyor olsun ve 
kalbimiz de o fırsatlar karşımıza çıktıkça görebilecek kadar hazır olsun.


Etek: Zara 
Gömlek: Zara 
Çanta: Accessorize 


2 Mayıs 2015 Cumartesi

Volendam




Amsterdam'a yarım saat uzaklıkta bir balıkçı köyü olan Volendam, Amsterdam'a giderseniz bir gününüzün sabahını ayırmanız gereken bir yer. Amsterdam'ın tatlı şehir hayatının yanı sıra kasaba hayatını görmeniz için de en iyi adreslerden biri olan Volendam'a Central Station'ın yanından kalkan 116 numaralı otobüs ile gidebilirsiniz. 

 Benim gibi peynir delisi bir insansanız Hollanda peynirlerinden denemeniz gerekiyor, zaten denedikten sonra almama şansı oldukça düşük. Amsterdam'da peynir alabileceğiniz yerler; Dam Square'de Cheese Factory ve Henri Willig Cheese Shop'tan deneyerek alabilirsiniz. 


  













En sevdikleriniz yanınızda olduğu sürece nereye giderseniz gidin orası en güzeldir.
Bu yüzden de bazen en küçük yerler en kocaman anıları saklıyor.



Çoğu 17. yüzyıl mimarisinin izlerini taşıyan Volendam evlerinin bulunduğu sokaklardan dolaşırken kendinizi bir film platosunda hissedebilirsiniz. 14. yüzyıldan bu yana üzerine kurulu baraj ile denizden koparılmış ve beslendiği yer altı kaynakları ile zamanla tatlı su gölüne dönüşmüş IJsselmeer Gölü'nün karanın içine gömüldüğü bir körfezinde yer alıyor Volendam.