2 Ağustos 2015 Pazar

Blue




Nefes aldığımız sürece karşımıza türlü fırsat kapılarının çıktığına inanırım, bizim elimizde olan o kapıları fark edebilmek ve ettiğimizde, kapıyı ardına kadar itip o yolda ilerleyebilmek. Bazen bu durumun çok acımasız olduğunu düşünürüm aynı küçükken oynadığımız sandalye kapmaca oyunu gibi; az sandalyeli oyunun çok sayılı minik kalpleri ile oynanan, her daim elenme ve dışarıda kalma heyecanını barındıran oyun. Sürekli olarak tetikte olmalısınız, asla neden orada olduğunuzu unutmadan yeri geldiğinde arkadaşınızı itmeli, yeri geldiğinde koşup önüne geçmelisiniz. 
Oldukça yorucu ve acımasız, aynı hayat gibi. 

Ben tam da bunları düşünürken televizyonda karşılaştığım timsah belgeselinde, minik ceylanları yedikleri için timsahlara kızıyordum ki belgeseldeki olgun ses, timsahların aynı zamanda yayın balıklarını yediklerini ve eğer yemeselerdi Afrika'daki canlı türlerinin devamının imkansız olacağını söylüyordu. Bu durum da doğal dengenin bir döngü olduğunu gösteriyordu.

Biz yok olan şeylere üzülürken, yok olanlar bambaşka yaşama sebeplerine yol açıyor. 
Biz de yaşayarak olması gerekenin bu olduğunu öğreniyoruz.









Viket
Gözlük: Ray-Ban
Kimono: Koton
Sandalet: Hotiç 
Tişört: Mango
Şort: Zara

İrem 
Tişört: H&M
Kemer: Xdye
Şort: Pull&Bear
Şapka: Nişantaşı'nda bir butik 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder