3 Kasım 2014 Pazartesi

Bir gün İki film

Mevsim sonbahar hava yağmurlu olunca kendimize iki filmli bir gün oluşturduk, The Judge ve Fury.
Normalde zar zor ağlayan ben, bu aralar duygusallık boyutunda en üst seviyede olduğumdan, The Judge'da minik damlacıklarla başlayan ağlamam Fury'de kalp krizi tehlikesiyle birleşti. Filmi izlerken Brad Pitt'in tam yanında tankın içinde yer alıyordum, olan yanımda oturan zavallı arkadaşıma oldu. Ben heyecandan kalp krizi tehlikesi geçirirken o da kangren riski taşıyordu.

Fury, İkinci Dünya Savaşı'nın son son günlerinde geçen bir savaş filmi. Filmde beni en çok etkileyen, İkinci Dünya Savaşı filmlerinde genellikle genel bakış açısıyla çekilen filmler görürüz, Fury'de ise yardımcı şoför ve daha önce hiç savaşta bulunmayan Logan Lerman'ın canlandırdığı Norman'ın bir anda kendini savaşın içinde bulması, vicdanıyla yapması gerekenler arasında nasıl kaldığı, kısa sürede yaşadığı değişim ve Fury adlı tankın içinde bulunan ekibin 300 düşman askeriyle karşılaşması, tüm imkansızlıklara rağmen 24 saat nasıl savaşıldığının anlatılması oldu. Beş askerden oluşan Fury ekibi, bölgede kalan son Amerikan Ordusu Askerleridir. Brad Pitt'in canlandırdığı Çavuş Wardaddy rolü de oldukça etkileyici.


The Judge'da ise oyuncular Robert Downey ve Robert Duvall. Filmde başarılı bir avukat olan Downey'i biraz beğeniyor ve tüm filmi de hayranlıkla izlemiş olabilirim. Downey, annesinin cenazesi için memleketine dönüyor ve sonrasında yaşananlar üzerine ilerliyor senaryo. Unuttuğu ve oldukça uzak yaşadığı köklerini ve geçmişini tekrardan hatırlıyor. Filmin bendeki etkisi, film arasında ısrarla babamı aramam ve anneme sevgi mesajları yağmuru oldu.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder